Archive: ‘doğum fotoğrafları’



Doğal Doğumda Fotoğraf

Perşembe, Haziran 9th, 2011

“Doğal doğum” terimi bir zamandır dillerde.  Tam olarak anlamının geniş kitleler tarafından anlaşıldığından emin değilim.  Vaginal yolla yapılan doğumların çoğu günümüzde doğal doğum olarak algılanıyor.  Sezaryen ile gerçekleşmeyen her doğum bu kutucuğa bir şekilde sığdırılabiliyor. Benim için doğal doğum, kabaca, şu müdahalelerin hiçbirinin yapılmadığı bir doğum sürecidir:

  • suni sancı
  • sürekli takılı kalan NST aleti
  • ağrı kesiciler
  • rutin serum takılması
  • lavman
  • doğum sırasında yapılan tüm yönlendirmeler (annenin üzerine binme, suların doktor tarafından patlatılması, bebeğe elle müdahale, rutin epizyotomi, vakum vs vs)

Bunlar kabaca aklıma gelen fiziksel müdaheleler.  İşin bir de psikolojik baskı tarafı var.  ”Bebeğin kalp atışı yavaşladı,” “bebek kanala takılır,” “doğru nefes almıyorsun,” “bağırma, nefesini kaçırma,” “bebek strese girecek,” “epidurali ne zaman takacağız?” vs gibi…

Müdahalelerin, hastanelerin, konusunda uzman doktorların yeri apayrı.  Mutlak ki bu saydıklarımın hepsine ihtiyaç duyulan doğumlar var, ve olmaya devam edecek… Ancak görülen şu ki bunlar çoğu hastanede rutin olarak yapılıyor.  Fotoğrafçı gözünden de aynı müdaheleler o kadar kanıksanabiliyor ki, “epidurale 2 cm kaldı, 7 cm civarı hastanedeyim,” günlük konuşmalarımızın bir parçası oluyor.  Klasik pozlar arasında doğum masası, neşter tepsisi, damar yolu açılmış el/kol görseli ve NST takılmış göbekler var.

Benim gözüm olayları yaşandığı gibi belgelemekten yana olduğu için bunları benim karelerimde de sık sık görebilirsiniz.  O kadar ki gerçekten doğal bir doğum süreciyle karşılaştığımda, bambaşka bir iş yapıyormuşum gibi tüm teknik, bakış açısı vs değişiyor. Sanki başka bir çekimin içinde buluyorum kendimi.  İşte bu yazıyı da esasında tam bu yüzden yazmak istedim.

Tamamen doğal doğum süreci oldukça mahrem bir geçiş.  Esasında fotoğraflanmak, izleniyor olmak bu süreçle pek de uyuşmuyor kanısındayım.  Bu yüzden girdiğim doğal doğumlarda ekstra parmak uçlarımda oluyorum.  Odada her daim duramıyorum, genelde gece olan bu çekimlerde odada ışık loşla yok arası bir yerde oluyor, ufak ışık sızıntıları oldukça deklanşöre basıyorum.  Normalde 5 kare çekebileceğim yerde, kendimi iyice ayarlayıp, yalnızca 1 kare alabiliyorum.  Daha dar bir alanda gidip gelmek benim için de kendimi geliştirici, tekniğimi zorlayıcı ve kimi zaman da o çok sevdiğim net beyaz fotolardan uzaklaştırıp, grenli, bazen flu ama duygu yüklü karelere iten bir ortama sokuyor ki, ne yalan söyleyeyim, ben bunu çok seviyorum.

Ben bu işe bunun için başladım.  Gönlüm hep kendi doğumumda da çok isteyip %100 sahip olamadığım bu süreci arıyor başkalarının anlarında.  Deklanşörüm, aracım.  Flaşım, çantada.  Ben gizli bir köşede, zaman zaman ışık sızan o banyo kapısının berisinde, veya sabahın ilk ışıklarıyla canlanan pencerenin kıyısındayım.

Çok şanslıyım ki bana bu tarz doğumları belgeleme şansı veren, birçok kadına bu tecrübeyi yaşama yolunda eğitim veren iki arkadaşım var.  Do-um’un kadınları Başak ve Nur, sizlere teşekkür ederim.

Ve evet, sıra görsellerde:

uzun zamandır bekleyen bir doğum hikayesi

Cumartesi, Ocak 22nd, 2011

Yaz sonuydu galiba.  Evet, Bodrum’da çekimdeydim.  Çok sevgili eski arkadaşımın düğününü yeni çekmiştim, bir o kadar sevdiğim kardeşiyle doğum fotoğrafları için sohbet etmiştik.  Tanıdık birisi çeksin istiyordu, tarihi tam bilmemiyorduk, normal doğum bekliyorlardı.

Tam da doğum zamanı geldiğinde – dedim ya – Bodrum’daydım.  Bebiş erken gelmek istemişti.  Neyse ki çok sevgili Ayça imdadıma yetişti.  Tesadüf bu ki zaten doğum öncesi Ayşegül’le biryerlerde karşılaşıp tanışmışlardı.  Sonuçta doğuma giren fotoğrafçısı en azından ‘tanıdık’ olmuştu Ayşegül’ün.

Ayça’nın objektifine, gözüne, Ayşegül’ün enerjisine sağlık.

Fotoğraflar: Aslı Tür adına Ayça Oğuş

Düzenleme ve Edit: Aslı Tür

veee. evet ilk sergim. hem de çok anlamlı

Çarşamba, Eylül 29th, 2010

Bu konuda itiraf etmek istediğimden de heyecanlıyım.  Ufak çaplı ve karma bir sergi de olsa – çok özel meslektaşlarım Ayça Oğuş ve Özlem Turan ile beraber olması ve Emzirme haftası bünyesinde olması benim için bu organizasyonu çok özel kılıyor.

Bu organizasyona ve emzirme haftası (1-7 Ekim) bünyesinde birçok değişik aktiviteye de sponsor ve önayak olan Lansinoh‘a da ayrıca teşekkürler.

İlgilenen herkesi bekliyoruz.

Program akışı için davetiyeye göz atınız.

dört koldan tanıdık olunca…

Perşembe, Temmuz 22nd, 2010

tam tatile çıkmadan bir gece önce bir isim düştü mailboxuma.  çok tanıdık gelen bir isim.

tatilde olduğum tarihte sezaryen doğumu olduğunu, doğum fotoğraflarını çekip çekemeyeceğimi soruyordu.

önce, kız kardeşimin çok eski sınıf arkadaşı çıktı.  sonra benim çok sevgili bir arkadaşımın yakını.  sonra, zaten üniversiteden tanıştığımızı farkettim.  bir de işim vasıtasıyla da dünyalar tatlısı annesini de tanıdığım ortaya çıkınca tamam dedim, dünya çok küçük.

8 Temmuz olarak alınan bilet 7′si sabahı sezaryene yetişebilmek için 6′sına değiştirildi.

zaten hüüüp diye geçen tatil hüpp dedi bitti.

akşam geç saatlerde vardığım evimden sabah saat 5.30 sularında ayrıldım…

tüm aile oradaydı… Neşe içinde beklediler.  Daha da neşe içinde doğdu Kerim Alp.  Annesi ve ailesi hep gülümsedi.

bir ömür boyu daim olsun bu mutluluğunuz… Sevgiyle kalınız güzel aile.

buyrun, seyrinize:

uzun bir bekleyiş. ve tatile denk gelen çekim.

Perşembe, Temmuz 8th, 2010

Mayıs başı gibi buluştum bu canayakın, yeni anne adayıyla.

Çok yakın bir arkadaşımı tanıyordu.  Doğum fotoğrafları için birisini arıyordu.  Fotoğraflarda ne istediğini çok iyi biliyor, titiz davranıyordu.  Çok zevkli ve enerjisi mükemmeldi.  Beraber çalışmaya can attım.

Gel gör ki eve gelip de takvimime bakınca doğum tarihi olan 25 Haziran’da uzun zaman öncesinden planlanan bir aile tatilim olduğunu gördüm..

Bunu bildirdiğimde beklemeye, duruma göre çekimleri başka birinin yapmasına (o konuda da çok titizdi), editleri ve düzenlemeyi benim yapmama karar verdik.

Sonra benim programım bin kere değişti.  Hastalık yüzünden aile programı kaymak zorunda kaldı.

Onun da doğumu gecikti.  Bekle bekle bebek gelmeyince 3 Temmuz’a sezeryan planlandı.

O tarihte yoktum.  2 tane fotoğrafçı belirlemiştik onun beğendiği.  Özlem‘e kısmetmiş bu güzel anneyi fotoğraflamak.  Onun nefis karelerini, ailenin güzel enerjisi ve benim düzenlememle seyrinize sunarım.

tane tane taaaannnneee.

Perşembe, Haziran 10th, 2010

o kadar bekledim ki onu sanki ben taşıdım karnımda.

o bir sevgi yumağının ürünü.

çok özel bir anne babanın meyvesi.

sağduyu, bilinç, doğallık kaftanlarıyla sarılı dünyadaki en yakın arkadaşlarımdan Başak‘ın bir tanesi.

fotoğraflarını aylarca hayal ettiğim, doğumunu nerdeyse kaçırdığım güzellik.

3 gün sancının ardından birden gelmeye karar verip elimizi ayağımızı bir pabuca sokan bir ruh.

hoşgeldin.