Archive: ‘düğün fotoğrafları’



müthiş bir aile ile yeniden.

Perşembe, Ekim 14th, 2010

Yazın ailenin başka bir gününü fotoğraflamıştım.  Bir doğum.  Ne neşeli, ne eğlenceli olduklarını yazmıştım.

Bu sefer bir düğün çekme şansım oldu.  Gelinin güzelliği, saflığı, güleryüzü ve Esma Sultan’ın romantikliği bunu çektiğim en güzel düğünlerden biri kılmaya yetti.  Buyrun siz bakın:

“destination wedding”, 3 gün 3 gece düğün ve yakın arkadaşlar.

Perşembe, Ekim 14th, 2010

Yaz başında nişanlarını çektiğim sevgili Ece ve Barış’ın düğünündeydim Eylül ayında.  Bodrum’da.

hem tatil hem eğlence hem iş derken dolu dolu 3 gün geçirdik.  Yoğun ve yorucuydu ama bir o kadar da eğlenceli.  Çektiğim en büyük kapsamlı düğündü – evet artık bir asistana ihtiyacım var – ama gene çok keyifli anlar yaşadım.

Ömür boyu mutluluklar size!

Önceki akşam:

düğün günü:



çook eski bir arkadaşım ve duygusal bir gün.

Çarşamba, Eylül 29th, 2010

En sevdiğim çekimler tanıdıklarımı çekince oluyor ne yalan söyleyeyim.  Hele bir de uzzun zamandır görüşmediğim, neredeyse beraber büyüdüğüm birisi ise tadı bir başka oluyor.

Seda çok sevdiğim bir arkadaşım.  Hayat her zaman bizi bir arada tutmamış olsa da uzaktan severiz birbirimizi… İşte bu yüzden onun düğününde orada olmak, onun ve ailesinin sıcaklığını tatmak harikaydı.. Sanırım fotoğraflara da yansımış bu enerji yatsıyamayacağım…

bir arkadaşlık ve renk cümbüşü.

Çarşamba, Eylül 29th, 2010

Bir fotoğrafçının en çok sevdiği şeylerden biridir renk.  Çocukken herşeyin bir rengi olduğunu düşünürdüm.  Sabah benim için mavi, öğlen yeşildi.  Mutluluk mor, üzüntü koyu yeşil kokardı.

O gün bugündür severim renkleri.  Bu da çektiğim en renkli düğünlerden biriydi.  Bir de arkadaşlarının çifti sarıp sarmaladığı, çok içten hazırlıklardan biri oldu.

Burcu ile Cenk – bir ömür mutluluklar dilerim.  Kızlara selamlar…

biriken işler… yetmeyen zaman.

Çarşamba, Eylül 29th, 2010

Kişisel işler – yoğun çekimler derken biriken birsürü çekim bloglanmayı bekler bir hale gelmiş.  Sonunda özüme ve evime dönünce buna vakit bulabiliyorum.  Zaman ne boş ama ne düzenlemesi zor birşey.

Öncelikle yazmak istediğim birçok düğün var.  Bu yaz tam anlamıyla düğün delisi oldum diyebiliriz.  Ordan oraya yaz ne zaman geldi nasıl bitti kim biliyor?? Hoşgeldin Eylül, kendimize dönüş dinlenme filan derken hey Eylül nereye böyle?

Öncelikle size Gülsevin ve Cengiz’den bahsetmek istiyorum.  Bu yaz başı benimle çalışmak için ilk plan yapan çiftlerden biriydirler.  Önceden planlı olmaları hoşuma gitti.  Ağustos ayı gelip çattığında Les Ottoman’da gerçekleşecek düğünleri için hazırdım.  Sanırım yazın en sıcak günlerinden biriydi.  Klimadan Allah razı olsun.

Öncelikle Gülsevin ve Cengiz hiç fotojenik olmadıklarını düşünüyorlar.  Bir de siz bakar mısınız?  Bu harika çiftin enerjisi, toylukları, keyifleri her karede.  Ömür boyu mutluluklar size.

Diğer düğünler ile bilahare devam edeceğim…

Facebook. Sen nelere kadirsin.

Pazar, Temmuz 18th, 2010

Birkaç ay önce tatlı bir kızla tanıştım.  Bir de annesiyle, bir de ablasıyla.  Sohbet ettik.  Çok keyifli geçti.

Öğrendim ki Facebook’ta sayfama üye olmuş bir tanıdığımın çok eski arkadaşıymış.  Onun girdiğini görünce girip incelemiş.  Düğünü için araştırma içinde olduğu için tam cuk oturmuş.  Tarzlarımızın uyacağını o günden anlamıştım.  Teyid etmek için aradığında da çok sevindim.  Enerjisi bana uyan insanlarla çalışmak bir başka açıyor beni.  Tarifsiz bir iş oluyor o, iş gibi değil çünkü.

Dünyalar tatlısı Müge ve de yeni eşi Saygın’a bana yaşattıkları keyif dolu gün için çok teşekkür ederim.  Gözünüzün pınarından o gülümseme hiç eksik olmasın.

Ha, bir de, teşekkürler Facebook.

NOT: kızlar, gelin makyajınız için Ruj‘u şiddetle tavsiye ederim.  Seher Sander gerçek bir sanatçı.

yeni bir adım. yakında. blogda.

Pazartesi, Haziran 21st, 2010

Dün akşam çok yakın arakadaşlarımızdan Barış, dünyalar tatlısı Ece ile nişanlandı… Bu tatlı çiftin nişan yemeğinde heyecan, merak, duygusal anlar ve mutlu yüzler birbirini izledi… Önce misafir, sonra fotoğrafçı, sonra gene misafir olduğum, vizörün arkasından boğazın eşsiz sularına göz atabildiğim, eşsiz bir geceydi.

Hikayesi yakında blogda.

ankara. ankara. güzel ankara.

Cuma, Haziran 11th, 2010

Bir Cuma sabahı ailecek çıktık yola.  Ben kızımsız genelde gezmediğim için o, bavullar, fotoğraf çantaları, eşim hep beraber ma-aile bu çok eğlenceli geçeceğinden emin olduğum düğün için Ankara’ya yola çıktık.  Bolu’ya kadar uykuyla geçen yolculuk, uyku perisinin aracımızı terketmesiyle biraz zaptetmesi zor hale geldiyse de sonunda sağ salim Ankara Bilkent Otel’e vardık.  Ne sessiz sakin bir yermiş.

O akşam toparlanma, yemek ile geçti.  Akşam uyusam da sabaha zinde olsam dememin hiç bir faydası olmadığı, gece boyu yatıp kalktığım bir gecenin ardından sabah Selin’le 11 sularında odasında buluşmak üzere konuştuk.

Ben gittiğimde annesiyle oturmuş sohbet ediyorlardı.  İkisinin sesinde de heyecan hissediliyordu.  Bu durumlarda bu heyecana çok müdahale etmiyorum ben.  Seviyorum bu heyecanı.  O gün nasıl yaşanıyorsa öyle fotoğraflanıyor ve heyecan esasında en özel parçası fotoğraf enerjisinin.

Selin’in aklındaki tek şey davet mekanını görmekti.  Bahaneler bularak sürekli aşağa iniyoruz, mutfağa giriyoruz ve hazırlıkları kontrol ediyoruz.  Çok keyifli, çok candan herşey.  Herkes bu enerji yumağının içinde hemfikir sanki.  Akşama hazırlık son sürat.

Bir ara ayrılıp 15.00 civarı hazırlıklar için yeniden buluşuyoruz.  Artık Selin’in yanakları al al.  Arkadaşları gelmiş, keyfi yerinde.  Saç tokası hazır, makyajcı gelmiş, kuaförler hazırolda.

Gerisi akışkan bir heyecan ve mutluluk hikayesi.  Buyrun, kendiniz okuyun.

bir nikah. bir düğün. bir parti. ve eğlence.

Perşembe, Haziran 10th, 2010

Nurçin bana mail attığında ortak bir sürü arkadaşımız çıkacağını bilmiyorduk.  Kısaca fotoğraflarımı beğenmiş, planladığı düğün günü için doğal fotoğraf çekimi yapacak birisini arıyordu.  Nurçin’in hayalinde sade basit ve zevkli bir organizasyon vardı.  Nikah diresinde kıyılan nikahtan sonra biraz dinlenilip akşam Leblon’a yalnızca arkadaşlarının olduğu bir partiye gidecektik.

Şu ana kadar alışık olduklarımın aksine akşam için ayrıca bir fotoğrafçı yoktu.  O çekimi de ben yapacaktım.  Benim için yeni birşeydi ama Nurçin isteyince keyifle kabul ettim.

Uzun ve yoğun bir program vardı önümüzde.  Kuaför, dış çekim, baba evi, nikah, ev, parti şeklinde uzayan, ama Istanbul’un naçizane trafiğinin gazabına uğrayan noktalarla sonuçlanan, en büyük eğlencenin oradan oraya giderken arabada yaşandığı bir gün.

Objektiflere de bu haliyle yansıdı.

Seyrinize.

trash the dress. all the way.

Perşembe, Haziran 10th, 2010

Amerika’da çok popüler bir çekim tipi bu.  Trash the dress, yani elbiseyi rezil et.

Genelde düğün sonrası elbiseyi bir kez daha giymek adına ve tamamen eğlence için kurgulanan bir çekim.  Belki bir düğün paketinin parçası, belki düğününüzden yıllar sonra eğlence için.  Seçim sizin.  Her iki türlü de seçeneklerimiz sınırsız, hayal gücü dipsiz birşey.

Bakalım beğenecek misiniz?

Çift: Selen & Hakan

Düğün Tarihi: 23 Ağustos 2008

Trash the Dress: 16 Mayıs 2010

Mekan: Robert Kolej – PLATO